BOQ - Kitap Yönetim Sistemi
Editörlü Kitap

Beşeri ve İktisadi Coğrafya Çalışmaları

Cemali SARI
Prof. Dr., Akdeniz Üniversitesi
Yayın Türü
Digital
Yayınlanma Tarihi
26 October 2026
Sayfa Sayısı
379
Dil
TR

Özet

Beşerî ve iktisadi coğrafya, insan, toplum, ekonomi ve çevre arasındaki ilişkileri mekânsal farklılaşma, bölgesel eşitsizlikler ve toplumsal dönüşüm süreçleri üzerinden inceleyen çok boyutlu bir araştırma alanıdır. Eser, coğrafi olguları yerel, bölgesel ve küresel ölçeklerde değerlendirerek ekonomik faaliyetlerin, toplumsal ilişkilerin ve çevresel değişimlerin mekân üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Kırsal coğrafyadan siyasal ve sosyal coğrafyaya, tarımsal üretimden kentleşme ve kültürel mirasa uzanan araştırmalar, coğrafya disiplininin kuramsal ve uygulamalı çeşitliliğini ortaya koymaktadır.

Kitapta, Türkiye’de kırsal dönüşümün merkez-çevre ilişkileri bağlamında değerlendirilmesi, kalkınma müdahalelerinin toplumsal etkileri, eleştirel jeopolitiğin dönüşümü ve Orta Koridor ülkelerinde kadının toplumsal konumu incelenmektedir. Sağlık coğrafyası araştırmalarının mekânsal ve zamansal dağılımı ile kentsel adalet deneyimleri ele alınırken Posof yöresinde arıcılık ve yerel ekolojik bilgi, Siirt çeşidi Antep fıstığı üretimi ve Eskipazar’da ayçiçeği tarımına uygunluk araştırılmaktadır. Ayrıca Türkiye’de tekstil sanayisinin tarihsel mekânsal dönüşümü, küresel gıda güvenliğinde buğdayın stratejik önemi, şehir turizminin çekicilik faktörleri, sürdürülebilir kentleşme, korunan alanlarda ekoturizm potansiyeli ve dijital kültürel mirasın mekânsal kimlikle ilişkisi değerlendirilmektedir.

Kuramsal incelemeleri, saha araştırmalarını, tarihsel ve mekânsal analizleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) uygulamalarını ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) gibi çok kriterli karar verme yöntemlerini bir araya getiren eser, coğrafi süreçlerin farklı araştırma yaklaşımlarıyla değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Toplumsal eşitsizlikler, ekonomik yeniden yapılanma, çevresel sürdürülebilirlik ve mekânsal planlama arasındaki ilişkileri ele alarak beşerî ve iktisadi coğrafya literatüründeki güncel tartışmalara katkı sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Bölgesel Coğrafya, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi, Ekoloji, Sürdürülebilirlik ve Enerji, Ekonomik Coğrafya, Kentsel Coğrafya, Klimatoloji, Kültürel ve Doğal Miras, Nüfus Coğrafyası, Siyasal Coğrafya, Sosyal Demografi, Şehir ve Bölge Planlama Eğitimi, Tarihi Coğrafya, Türkiye Beşeri Coğrafyası, Türkiye Ekonomik Coğrafyası, Türkiye Fiziki Coğrafyası, Ulaşım Planlaması, Ülkeler Coğrafyası, Yerleşme Coğrafyası

Konu Alanı

Sosyal Bilimler -> Coğrafya, Planlama ve Kalkınma -> Coğrafya
  • A. İçindekiler
  • ÖN BÖLÜM
  • Kapak PDF Görüntüle
  • Detaylı İçindekiler
  • Bölüm 1
    KIRSAL COĞRAFYAYI MERKEZ-ÇEVRE EKSENİNDE YENİDEN DÜŞÜNMEK: TÜRKİYE ÖRNEĞİ (Sayfa 1-22)
    MERVE ALTUNDAL ONCÜ*, mutlu yılmaz
    [Özet]

    Özet

    Bu bölüm, Türkiye'de kırsal coğrafya ve ilişkili alanlarda 1970'lerden günümüze uzanan akademik birikimi merkez–çevre ekseninde değerlendirmektedir. Scopus'ta yapılan taramadan elde edilen literatür, atıf takibi ve Türkçe çalışmalarla genişletilerek nitel bir okumaya tabi tutulmuştur. İnceleme dört dönemi izlemektedir: 1970'lerin betimleyici ve kalkınma odaklı yaklaşımları, 1980–2000 arasında eleştirel ekonomi politiğe yönelim, 2000–2015 döneminde neoliberal yeniden yapılanma ve tematik çeşitlenme, 2015 sonrasında ise iklim, göç ve idari reformların birikerek oluşturduğu baskılar. Tematik olarak literatür; tarım–çevre ekseni, toprak ve metalaşma, bölgesel eşitsizlik ve devlet müdahalesi etrafında yoğunlaşırken dijitalleşme, toplumsal cinsiyet ve karşılaştırmalı kuramsallaştırma görece ihmal edilmiştir. Bölüm, Türkiye gibi yarı-çevre bağlamlarda küçük üreticiliğin metalaşmayla, göçün seçici yatırımlarla ve devlet müdahalesinin kurumsal tutarsızlıkla bir arada var olduğunu ileri sürmektedir. Bu eş zamanlılık, merkez ülke deneyimlerinden türetilen doğrusal geçiş modellerinin sınırlarını görünür kılmaktadır. Sonuç olarak Türkiye örneği mevcut kuramları geçersiz kılmamakta, ancak bu kuramların evrensel geçerliliğine ilişkin kuramsal bir ihtiyat çağrısında bulunmaktadır.

    Anahtar Kelimeler: Yarı-çevre, Kırsal dönüşüm, Tarımsal yeniden yapılanma, Kırsal coğrafya, Türkiye

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 2
    Sosyal Etkilerin Coğrafyası: Kalkınma Müdahalelerinde Mekân, Ölçek ve Erişim (Sayfa 23-48)
    Özge Can Doğmuş*
    [Özet]

    Özet

    Kalkınma projeleri, altyapı yatırımları ve planlı mekânsal müdahaleler yalnızca fiziksel çevreyi değiştirmez; insanların geçim kaynaklarını, gündelik hareketliliklerini, kaynak ve hizmetlere erişimlerini, toplumsal ilişkilerini ve yaşadıkları yerlerle kurdukları bağları da yeniden şekillendirebilir. Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED), bu değişimleri belirlemeye, öngörmeye, izlemeye ve yönetmeye yönelik yerleşik bir araştırma ve uygulama alanıdır. Bununla birlikte sosyal etkilerin yalnızca proje sahasında yaşayan nüfusun demografik ve sosyoekonomik özellikleri üzerinden incelenmesi, etkinin hangi mekânsal ilişkiler aracılığıyla ortaya çıktığını ve farklı toplumsal gruplar arasında neden farklılaştığını açıklamakta sınırlı kalabilir. Bu bölüm, SED literatürünü beşeri coğrafyanın mekân, ölçek ve erişim tartışmalarıyla birlikte okuyarak sosyal etkilerin coğrafi niteliğini görünür kılmayı amaçlamaktadır. İlişkisel mekân yaklaşımı, ölçeğin toplumsal üretimi ve erişimin mülkiyetten daha geniş bir yararlanma kapasitesi olarak kavramsallaştırılması; geçim kaynakları, hareketlilik, yer bağlılığı, çevresel adalet ve ekonomik yerinden edilme tartışmalarıyla ilişkilendirilmektedir. Bölümün temel önerisi, mekân, ölçek, erişim, geçim, hareketlilik, farklılaşmış etkilenme ve zaman boyutlarının birlikte değerlendirilmesinin, SED çalışmalarında görünürlüğü düşük sosyal etkilerin belirlenmesini ve etki mekanizmalarının daha açık kurulmasını sağlayabileceğidir.

    Anahtar Kelimeler: Sosyal Etki Değerlendirmesi, beşeri coğrafya, mekân, ölçek, erişim, geçim kaynakları, hareketlilik, yerinden edilme

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 3
    SİYASİ COĞRAFYADA ELEŞTİREL KIRILMA: JEOPOLİTİĞİN ÇOK ÖLÇEKLİ DÖNÜŞÜMÜ (Sayfa 49-75)
    Semra Akay*
    [Özet]

    Özet

    Bu bölüm, siyasi coğrafyanın klasik devlet merkezli yaklaşımdan eleştirel, çok ölçekli ve disiplinlerarası bir araştırma alanına dönüşümünü ele almaktadır. 1980'lerden itibaren postyapısalcılık, feminist teori ve postkolonyal düşüncenin etkisiyle şekillenen eleştirel jeopolitik, jeopolitik bilginin nesnelliği iddiasını reddederek devlet, toprak, egemenlik ve sınır gibi kategorileri tarihsel ve söylemsel olarak inşa edilen kavramlar olarak yeniden tanımlamıştır. Bölüm, bu eleştirel dönüşümün şekillendirdiği dört temel alanı, yani popüler jeopolitik, feminist jeopolitik, iklim jeopolitiği ve kentsel jeopolitik alanlarını inceleyerek çağdaş siyasi coğrafyanın iktidarı bedenlerde, popüler kültürde, sokaklarda, evlerde ve atmosferde inceleyen çok katmanlı yapısını ortaya koymaktadır. Bölümün temel argümanı, eleştirel jeopolitiğin yalnızca bir analiz nesnesi değil, aynı zamanda egemen anlatıları sorgulayan ve daha adil bir dünya tahayyülüne katkıda bulunmayı amaçlayan normatif bir proje olduğudur.

    Anahtar Kelimeler: Eleştirel jeopolitik, Popüler jeopolitik, Feminist jeopolitik, İklim jeopolitiği, Kentsel jeopolitik, Antroposen, Siyasi coğrafya, İktidar/bilgi, Söylem, Ölçek

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 4
    Orta Koridor Ülkelerinde Kadının Toplumsal Konumu (Sayfa 76-93)
    Zehra Durukan*, Arife Karadağ
    [Özet]

    Özet

    Feminizm odağına kadının konumlandıran, kadının temel hak ve özgürlüklerini savunan bir yaklaşımdır. Feminist teorinin sosyal bilim araştırmalarında yer almaya başlamasıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliği ekonomik, toplumsal ve sosyal bir sorun olarak farklı disiplinlerde ele alınmıştır. Kadın hareketlerinin toplumsal yansımalarından sonra uluslararası kuruluşların gelişmişlik düzeylerini belirlerken toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin değerlendirilmesi yapılmaktadır.

    Çin'in 2013 yılında ilan ettiği 'Kuşak ve Yol Girişimi'ne Türkiye kendi 'Orta Koridor' projesi ile 2015 yılında entegre olmuştur. Orta Koridor ülkeleri Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Afganistan ve Çin'dir. Dünya Ekonomik Forumu'nun yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Orta koridor genelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ne düzeyde olduğunu ortaya koymaktadır. İncelenen verilerde Orta koridor ülkelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin istenilen düzeyde olduğu söylenemez. Orta koridor ülkelerinin eğitime katılımı ve siyasetin gidişatında cinsiyet eşitsizliği farkı giderek açılmaktadır. Ülkelerin uygulayacağı etkili projelerle bu farkın azalacağı düşünülmektedir

    Anahtar Kelimeler: Orta Koridor, Feminizm, Toplumsal cinsiyet eşitsizliği

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 5
    Türkiye’de Sağlık Coğrafyası Araştırmalarının Mekânsal ve Zamansal Analizi ve Web Tabanlı Harita Uygulaması (Sayfa 94-139)
    Ömer ÜNSAL*, Umut GÜLEÇ, Selin BAHÇALI
    [Özet]

    Özet

    Bu çalışmada, 2000–2025 yılları arasında Türkiye ile ilgili yapılan sağlık coğrafyası araştırmalarının tematik, zamansal, mekânsal ve kurumsal gelişimi incelenmiştir. Araştırmanın veri seti, Google Akademik, YÖK Ulusal Tez Merkezi, Web of Science ve Scopus olmak üzere 4 veri tabanından elde edilen 51 akademik çalışmadan oluşmaktadır. Çalışmada, spesifik araştırma sahası bulunan 28 yayının mekânsal dağılışı Kernel Yoğunluk Analizi kullanılarak haritalandırılmıştır. Kelime bulutu, Trend Topic, ortak yazarlık ve yazar-kurum ağ analizleri Google Colab üzerinden yapılmıştır. Elde edilen veriler ayrıca açık erişimli Web-CBS platformu ArcGIS Experience Builder'a aktarılmış ve çalışmaların mekânsal olarak incelenebildiği bir web haritası hazırlanmıştır. Yayınların %66,7’sinin 2016 yılından sonra yayımlandığı, %45,1’inin ise 2020–2025 döneminde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu dönemdeki artışta COVID-19 pandemisinin de etkili olduğu söylenebilir. Trend Topic analizine göre sağlık coğrafyası çalışmalarının tematik gelişimi dört dönemde ele alınabilir: (1) 2000–2012 Klasik Çevre-Sağlık İlişkisi (Tıbbi Coğrafya), (2) 2013–2017 Ulusal Planlama ve CBS’nin Görünürlüğü, (3) 2018–2020 Mekânsal Analiz Olgunlaşması ve (4) 2021–2025 COVID-19 salgını sonrası ve Uzaktan Algılama. Mekânsal analizler, araştırmaların Türkiye genelinde dengeli bir dağılım göstermediğini ortaya koymaktadır. Çalışmaların Marmara, Ege ve Batı Karadeniz’de daha fazla yoğunlaştığı; Doğu/Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve mikro ölçekli araştırma sahalarında ise daha az sayıda çalışmanın bulunduğu görülmektedir. Ortak yazarlık ağı da alandaki çalışmaların sınırlı sayıdaki araştırmacı ve kurum çevresinde şekillendiğine işaret etmektedir. Belge başına düşen 1,58 yazar sayısı da bu durumu desteklemektedir. Türkiye’de sağlık coğrafyası literatürü son yıllarda yayın sayısı açısından belirgin bir artış göstermiş ve CBS ile uzaktan algılama gibi yöntemlerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Bununla birlikte, sağlığın sosyo-mekânsal belirleyicileri, nitel ve eleştirel yaklaşımlar (exposome, ruh sağlığı, mekânsal ve çevresel adalet, göç/afet-sağlık) ile veri erişimi gibi konuların literatürde henüz yeterince yer bulmadığı görülmektedir. Bu durum, Türkiye’de sağlık coğrafyasının tıbbi coğrafya ağırlıklı yaklaşımdan daha geniş kapsamlı sağlık coğrafyası çalışmalarına doğru geçişinin henüz erken aşamalarında olduğunu göstermektedir. Türkiye’de sağlık verilerine erişim konusunda yaşanan sorunların azaltılması ve veri adaletinin sağlanması, sağlık coğrafyası alanındaki araştırmaların kapsamının genişlemesine ve uluslararası ölçekte daha fazla çalışma üretilmesine katkı sağlayabilir.

    Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Sağlık Coğrafyası, Tıbbi Coğrafya, Mekânsal-Zamansal Analiz, Türkiye

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 6
    "Kent Misafirlerinin" Kentsel Adalet Deneyimleri: Konya Örneği (Sayfa 131-176)
    MİYASE MELİKE YENGİNAR*
    [Özet]

    Özet

    Kentler fiziksel mekanların ötesinde mücadelelerin, hak arayışlarının, dönüşümlerin varolduğu mekânın yeniden üretilebildiği canlı bir yapıyı bizlere sunmaktadır. Bu canlı yapı içerisinde büyük küçük unsurları barındırırak varlığını tamamlar. Kentin sakinleri, yerel ve yerel olmayan halklar bu unsurun birer parçasını oluştururlar. Kent hakkı olarak adlandırılmış olan ve Henri Lefebvre’nin de belirttiği gibi, vatandaşı olsun ya da olmasın kentte ikamet edenlerin kent üzerinde hakkı vardır. Bu hakkı iki düzeyde açıklar. Birincisi mekanı kullanma hakkı, ikincisi kentle ilgili karar süreçlerinde söz hakkıdır. Çalışmamızda Suriyeliler’in Konya’daki yaşamlarına dair kent hakkı ve kentsel adalet konusundaki düşünceleri araştırılmıştır. Araştırma nitel araştırma deseninde tasarlanmıştır. Konya’da Geçici Koruma statüsünde 65 Suriye uyruklu katılımcı araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Veriler yarıyapılandırılmış mülakat tekniğiyle toplanmış içerik analizi ile analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Suryelilerin, kent hakkına ne oranda sahip olabildikleri, karar alma sürecinde kendilerini nasıl konumlandırdıkları ve yaşadıkları deneyimlerle kentsel adalet kavramını nasıl algıladıkları, aidiyet duyguları, entegrasyona ve yeniden göçe dair düşünceleri betimlenmiştir.

    Anahtar Kelimeler: Kent Hakkı, Kentsel Adalet, Geçici Koruma, Göç

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 7
    ARDAHAN POSOF YÖRESİNDE ARICILIĞIN KÜLTÜREL COĞRAFYASI VE YEREL EKOLOJİK BİLGİ (Sayfa 177-193)
    Leman Albayrak*
    [Özet]

    Özet

    Arıcılık faaliyetlerinde arıların beslenmesi, karşılaşılan zararlılar ve hastalıklarla mücadelede başvurulan yöntemlerin bir kısmı geleneksel ekolojik bilgiye (GEB) dayanmaktadır. Dünyanın farklı bölgelerindeki arıcılar, kovan popülasyonunun devamlılığı için pek çok geleneksel ekolojik bilgiyi uygulamakta; tıbbi ve aromatik bitkilerden elde edilen ürünler patojenlerle mücadelede alternatif yöntem olarak kullanılmaktadır. Anadolu, zengin bir arı gen kaynağına sahip olup Kuzeydoğu Anadolu Kafkas arısının doğal yayılma alanını içermektedir. Posof yöresi, Kafkas arı ırkının yetiştiriciliği ve geleneksel arıcılığın sürdürülmesi bakımından önemli bir sahadır. Bu çalışma, Posof ilçesindeki arıcıların yerel ekolojik bilgisini ve pratiklerini belirlemeyi, ayrıca yerel ve bilimsel bilginin entegrasyonuna yönelik bulgular sunmayı hedeflemektedir.

    Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış; veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış anket formları ve derinlemesine görüşmelerden yararlanılmıştır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve en az on yıllık arıcılık tecrübesine sahip olanlar çalışmaya dâhil edilmiştir. 2025 ve 2026 yıllarının temmuz ve ağustos aylarında Armutveren ve Günbatan köylerinde arıcılarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşülen 16 katılımcının tamamı erkek olup en genci 42, en yaşlısı 82 yaşındadır. Görüşmeler öncesinde katılımcılar bilgilendirilerek onam alınmış, kayıtlar yazıya aktarılarak analize hazır hale getirilmiştir.

    Araştırma bulguları, Posof yöresindeki arıcıların zararlılar ve hastalıklarla mücadelede yerel ekolojik bilgilerini aktif olarak kullandıklarını ortaya koymaktadır. Bitkisel kökenli ürünlerin alternatif yöntem olarak değerlendirildiği, geleneksel yöntemlerin nesiller boyu aktarıldığı ve modern uygulamalarla birlikte sürdürüldüğü belirlenmiştir. Sonuç olarak, geleneksel ekolojik bilginin kayıt altına alınması, bilimsel yöntemlerle karşılaştırmalı olarak test edilmesi ve yerel bilgi ile bilimsel bilginin entegrasyonu, modern arıcılığın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir.

    Anahtar Kelimeler: Ardahan, Kültürelcoğrafya, Arıcılık, Yerelekolojikbilgi

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 8
    Antep Fıstığının Siirt Çeşidi (Pistacia Vera L.), Tarımı, Sorunları ve Çözüm Önerileri (Sayfa 194-221)
    Semra Yılmaz Çildam*
    [Özet]

    Özet

    Bölge ekonomisi için büyük bir öneme sahip olan fıstığın Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Mardin illerinde yerli çeşitleri (ohadi, uzun, halebi, kırmızı) ve Siirt yöresinde ise Siirt çeşidi yetiştirilmektedir. Siirt çeşidi ağırlıklı olarak iklim ve topoğrafyanın uygunluğu nedeni ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğunluk kazanmaktadır. Bu çalışmada, Siirt’te fıstık yetiştiriciliğinin coğrafi esasları, üretimi, sorunları ve çözüm önerileri üzerinde durulmaktadır. Siirt ili Türkiye Antep fıstığı üretiminin 2025 yılında %21’sini karşılamaktadır. İlde 2004 yılında yaklaşık 53 bin dekar olan Siirt çeşidi alanı, 2025 yılında 412 bin dekara ulaşmış ve ağaç sayısı 12 milyonu geçmiştir.

    İklim dostu ve sürdürülebilir tarım ürünü olan Siirt çeşidi ekonomik anlamda bölgenin dinamiğini oluşturmaktadır. Engebeli ve kıraç alanların değerlendirilmesi açısından oldukça stratejik bir öneme sahiptir. AB standartlarına göre iri meyve grubuna giren ve daha çok çerez olarak tercih edilen Siirt çeşidinin menşei, geleneksel üretim yöntemleri ve üretim kalitesi resmi olarak koruma altına alınmıştır. Yörede daha çok klasik üretim anlayışı hâkimdir. Siirt’in bölge iklimi Siirt çeşidinde sulamayı zorunlu kılmaktadır. Fıstık tarımında en önemli sorun hasat işlemi esnasında görülmektedir. Bölgede mekanik hasat uygulamaları son derece sınırlıdır. Siirt çeşidi üretim alanlarında yanlış budama, hatalı toprak işleme, hastalık, fıstık yetiştiriciliğinin klasik yöntemlerle yapılması, bahçe tesisi, sulama şekli, tozlama, zararlı otlar, pazarlama eksiklikleri, arazinin engebeli olması, bu işle uğraşanların yaş ortalamasının büyük olması, kalifiye eleman eksikliği ve yanlış hasat yöntemler verimliliği düşüren unsurlardan bazılarıdır. Antep fıstığının Siirt çeşidi diğer çeşitlere göre daha çok çerezlik olarak kullanılmaktadır. Siirt çeşidinin reklamı az yapıldığı için üretim ve pazarlama ile ilgili sorunlar yaşamaktadır. Islah çalışmaları, gübreleme, araştırma ve geliştirme merkezinin kurulması, çiftçi eğitimi, atıkların geri dönüşümü, daha fazla bıttım ve menengiç ağacının aşılanması, pestis kullanımının azaltılması, sulama (damlama, mikro sulama), tozlama, lisanslı depoculuk gibi önlemlerle üretim artacak ve Siirt çeşidinin marka değer taşıması sağlanacaktır. Siirt çeşidi, yerel üreticinin emeği desteklenerek, ulusal ve uluslararası pazarlarda güç elde edecektir.

    Anahtar Kelimeler: Meyve, fıstık, tarım, üretim ve pazarlama, sorunlar.

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 9
    KARABÜK İLİ ESKİPAZAR İLÇESİNDE AYÇİÇEĞİ TARIMSAL UYGUNLUĞUNUN ÇOK KRİTERLİ MEKÂNSAL DEĞERLENDİRMESİ (Sayfa 222-241)
    Sohaib K. M. Abujayyab*
    [Özet]

    Özet

    Ayçiçeği (Helianthus annuus L.), Türkiye’de önemli bir yağlı tohum bitkisi olmasına rağmen üretimi geleneksel olarak başlıca tarımsal üretim bölgelerinde yoğunlaşmakta ve alternatif üretim alanlarının uygunluğu yeterince değerlendirilmemektedir. Bu çalışmada Karabük ili Eskipazar ilçesinde ayçiçeği tarımsal uygunluğunu değerlendirmek amacıyla Google Earth Engine (GEE) tabanlı bir Mekânsal Çok Kriterli Değerlendirme (S-MCE) çerçevesi geliştirilmiştir. Yükseklik, eğim, büyüme dönemi sıcaklığı, yağış, toprak pH’si, toprak tekstürü ve toprak organik karbonu olmak üzere yedi biyofiziksel kriter standartlaştırılmış ve Analitik Hiyerarşi Süreci ile belirlenen ağırlıklara dayalı Ağırlıklı Doğrusal Birleştirme yöntemi kullanılarak bütünleştirilmiştir. Elde edilen biyofiziksel uygunluk yüzeyi, genel çevresel uygunluk ile tarımsal uygunluğu birbirinden ayırmak amacıyla 10 m çözünürlüklü ESA WorldCover 2021 arazi örtüsü verisinin tarım alanı sınıfı kullanılarak sınırlandırılmıştır. Bulgular biyofiziksel uygunluğun ilçe genelinde belirgin bir mekânsal değişkenlik gösterdiğini ve en uygun koşulların düşük yükseltili, düşük eğimli, uygun sıcaklık koşullarına ve nispeten elverişli toprak özelliklerine sahip akarsu vadilerinde yoğunlaştığını ortaya koymuştur. Toplam 754.37 km2 ilçe alanının 96.12 km2’si (%12.74) aktif tarım alanı olarak belirlenirken, 658.25 km2’si (%87.26) tarım alanı kısıtı nedeniyle değerlendirme dışında bırakılmıştır. Aktif tarım alanlarının 84.85 km2’si (%88.27) yüksek uygunluk (S2), 7.56 km2’si (%7.86) orta uygunluk (S3) ve 3.72 km2’si (%3.87) çok yüksek uygunluk (S1) sınıfında yer almıştır. Tarım alanlarının hiçbir bölümü uygun değil (N) sınıfına dahil edilmemiştir. Bulgular Eskipazar’daki mevcut tarım alanlarının ayçiçeği yetiştiriciliği açısından önemli bir biyofiziksel potansiyele sahip olduğunu ancak en yüksek uygunluk düzeyindeki alanların sınırlı bir mekânsal dağılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. GEE, çok kaynaklı yer gözlem verileri, S-MCE ve yüksek çözünürlüklü tarım alanı maskelemesinin birlikte kullanılması bölgesel ölçekte tarımsal arazi değerlendirmesi için tekrarlanabilir bir yöntemsel çerçeve sunmaktadır. Elde edilen uygunluk haritası ürün çeşitlendirmesi, hedefli tarımsal planlama, toprak yönetimi ve Eskipazar ile benzer geçiş bölgelerinde ayçiçeği üretim potansiyelinin gelecekte arazi çalışmalarıyla değerlendirilmesi için kullanılabilir.

    Anahtar Kelimeler: Ayçiçeği Yetiştiriciliği, Çok Kriterli Değerlendirme (MCE), Google Earth Engine, Eskipazar, Arazi Uygunluğu, ESA WorldCover Tarım Alanı Maskesi

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 10
    ANTALYA İLİ MURATPAŞA İLÇESİ’NDE ŞEHİR TURİZMİNDE ÇEKİCİ FAKTÖRLERİN ZİYARETÇİLERİN BAKIŞ AÇILARIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ (Sayfa 291-323)
    Merve Güldalı*, Mehmet Tahsin Şahin
    [Özet]

    Özet

    Antalya ili Muratpaşa ilçesi, sahip olduğu turistik potansiyel ile hem yerli hem de yabancı turistler için önemli bir cazibe merkezi olma niteliği taşımaktadır. Bölgeye gelen yerli ziyaretçilerin şehir turizmi çekiciliklerine yönelik algıları ve memnuniyet düzeyleri hakkında sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu durum, bölgedeki turizm stratejilerinin doğru bir şekilde belirlenememesine ve turizm faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesinde zorluklara neden olmaktadır. Yerli turistlerin bakış açılarının dikkate alınmaması, şehirdeki turistik altyapı ve hizmetlerin yeterince optimize edilememesine yol açmaktadır. Muratpaşa gibi zengin tarihi, kültürel ve doğal kaynaklara sahip bir bölgenin yerli turistler açısından nasıl bir cazibe merkezi olarak değerlendirildiğinin ortaya konması, turizm alanındaki eksikliklerin giderilmesi açısından önem taşımaktadır.

    Çalışmanın temel amacı, Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki şehir turizmi çekiciliklerini yerli ziyaretçilerin bakış açısıyla analiz etmektir. Yerli turistlerin Muratpaşa’daki turistik çekiciliklere ilişkin algıları ve memnuniyet düzeyleri, Microsoft Forms platformu üzerinden gerçekleştirilen anket ile değerlendirilmiştir. Anket, özellikle Lara ve Kaleiçi gibi ilçenin turistik çekim merkezlerinde, 18 yaş üzeri yerli ziyaretçilere uygulanmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiş; örneklem büyüklüğü Cochran (1977) formülü ile belirlenmiş ve toplam 384 katılımcı ile veri toplanmıştır.

    Elde edilen veriler yüzdelik dağılımlar ve IBM SPSS 27.0 ile yapılan istatistiksel çözümlemelerle analiz edilerek farklı demografik grupların turistik çekiciliklere yönelik görüşleri yorumlanmıştır. Bu analizler sonucunda yerli ziyaretçilerin algıları ve memnuniyet düzeyleri hakkında önemli bulgular ortaya konmuştur.

    Araştırmanın sonucunda, Antalya ili Muratpaşa ilçesindeki şehir turizminin mevcut durumu ve gelişim alanları tespit edilmiş, yerel yönetimler ve turizm işletmelerine yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur. Elde edilen bulgular, bölgenin turizm stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, şehir turizmi çekiciliklerinin yerli ziyaretçiler açısından önemi vurgulanmış, bölge turizminin ilerlemesi için yol gösterici bilgiler sağlanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma yerel turizm potansiyelinin daha etkin kullanılmasına yönelik stratejik planlamalar yapılmasına zemin hazırlamaktadır.

    Anahtar Kelimeler: Sehir Turizmi, Yerli Turist Algısı, Turistik Çekicilik

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 11
    YEŞİL KENTLERE ULAŞMAK VE YEŞİL İNSAN PROFİLİ OLUŞTURMAK (Sayfa 324-336)
    ışık tunçel*
    [Özet]

    Özet

    Kentleşme, 21. yüzyılın en belirleyici demografik ve mekânsal dönüşümlerinden biri olurken nüfus, çevre ve iklim değişikliği arasındaki ilişki giderek daha karmaşık bir hâl almaktadır. Kentler ekonomik faaliyetlerin, enerji tüketiminin, ulaşımın, konutlaşmanın ve tüketimin yoğunlaştığı mekânlar olduğu kadar iklim değişikliğinin etkilerine en fazla maruz kalan alanlardan da biridir. Bu nedenle sürdürülebilir kentleşme yalnızca fiziksel çevrenin dönüştürülmesiyle değil, kentte yaşayan insanların davranış, değer, farkındalık ve katılım biçimlerinin de dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu bölümde "yeşil kent" kavramı coğrafi, çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla incelenmekte ve yeşil kentlerin sürdürülebilirliğinin "yeşil insan" profiliyle tamamlanabileceği ileri sürülmektedir.

    Bölümün temel özgün katkısı, çevresel bilgi, farkındalık, değer, davranış, katılım ve savunuculuk boyutlarını bir araya getiren Yeşil İnsan Profili Modeli'nin geliştirilmesidir. Model, bireyi yalnızca çevre dostu tüketici olarak değil, yaşadığı kentin ekolojik, sosyal ve yönetsel dönüşümüne katkıda bulunan aktif bir çevresel yurttaş olarak ele almaktadır. Bölümde ayrıca Antalya, Akdeniz iklimi, hızlı nüfus artışı, turizm, su kaynakları, enerji tüketimi, sıcaklık artışı, yeşil alan yönetimi ve iklim dirençliliği açısından örnek vaka olarak değerlendirilmektedir. Antalya Büyükşehir Belediyesinin mevcut sürdürülebilir enerji ve iklim politikaları, kent ölçeğinde yeşil dönüşümün somut uygulama alanlarını göstermektedir. Son olarak, kentlerin yalnızca altyapı performansını değil, vatandaşların sürdürülebilir davranış ve katılım düzeyini de ölçebileceği Yeşilkent–Yeşil İnsan Endeksi önerilmektedir. Endeks; çevresel bilgi ve farkındalık, enerji, su, ulaşım, tüketim ve atık, doğa ile ilişki, katılım ve savunuculuk olmak üzere sekiz boyuttan oluşmaktadır.

    Anahtar Kelimeler: Yeşil kent, sürdürülebilir kentleşme, yeşil insan, çevresel vatandaşlık, çevresel davranış, iklim değişikliği, kent nüfusu, Antalya, yeşil dönüşüm.

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 12
    KORUNAN ALANLARDA EKOTURİZME UYGUN ALANLARIN CBS VE AHP YÖNTEMİ İLE BELİRLENMESİ: ULUDAĞ MİLLİ PARKI VE ULUDAĞ ALAN BAŞKANLIĞI ÖRNEĞİ (Sayfa 337-361)
    Ömer Çağlayan ÇAKIR*, Serhat ZAMAN
    [Özet]

    Özet

    Günümüzde kentleşme ve yoğun yaşam koşullarının etkisiyle insanların doğal ve kültürel çekiciliklere sahip alanlara olan ilgisi artmakta, bu durum korunan alanlarda ekoturizm faaliyetlerine yönelik talebin de giderek artmasına neden olmaktadır. Önemli doğal ve kültürel değerlere sahip korunan alanlara yönelik artan bu ilgi söz konusu alanlarda turizm faaliyetlerinin koruma-kullanma dengesi gözetilerek planlanmasını gerekli kılmaktadır. Korunan alanlarda turizm faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülebilmesi için ekoturizme uygun alanların belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Uludağ Milli Parkı ve Uludağ Alan Başkanlığı sınırları içerisinde ekoturizme uygun alanların Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Yerli ve yabancı literatür taranarak ekoturizm uygunluğunun değerlendirilmesinde kullanılan kriter ve alt kriterler tespit edilmiş ve çalışma sahasında kullanılacak kriterler belirlenmiştir. Kriter ağırlıkları ve alt kriterlerin uygunluk puanları uzman görüşleri doğrultusunda belirlenmiştir. Elde edilen veriler ArcGIS Pro ortamında yeniden sınıflandırılmış ve Weighted Overlay yöntemiyle birleştirilerek çalışma alanının nihai ekoturizm uygunluk haritası oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılan kriterler doğrultusunda gerçekleştirilen analiz sonucunda çalışma alanında ekoturizm açısından uygun olmayan alan tespit edilmemiş, alanın büyük bölümünün orta uygun ve uygun sınıflarda yer aldığı görülmüştür. Ekoturizme uygun alanların yol, konaklama ve güvenlik gibi olanakların yoğunlaştığı batı kesimlerde daha fazla yayılış gösterdiği, buna karşılık doğu kesimlerinde, zirveye yakın alanlarda ve göller çevresinde uygunluk düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların, Uludağ Milli Parkı ve Uludağ Alan Başkanlığı sınırları içerisinde gerçekleştirilecek ekoturizm faaliyetlerinin koruma-kullanma dengesi gözetilerek planlanmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    Anahtar Kelimeler: Korunan Alanlar, Ekoturizm, CBS, AHP, ÇKKV

    Bölümü Görüntüle
  • Bölüm 13
    EKRANDAKİ MEKÂN: DİJİTAL KÜLTÜREL MİRAS VE MEKÂNSAL KİMLİĞİN DÖNÜŞÜMÜ (Sayfa 362-379)
    Oğuzhan Özkan*
    [Özet]

    Özet

    Bu çalışma, dijital kültürel mirasın mekânsal kimlik üzerindeki etkilerini kültürel coğrafya perspektifinden teorik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, sanal arşivler, dijital müzeler ve artırılmış/sanal gerçeklik (AR/VR) uygulamaları üzerinden kültürel mirasın dijital ortamlarda yeniden üretimi ele alınmıştır. Literatür taramasına dayalı olarak gerçekleştirilen araştırmada, dijitalleşme sürecinin kültürel mirasın temsil, erişim ve deneyim biçimlerini dönüştürdüğü; buna bağlı olarak bireylerin mekânla kurduğu ilişkinin ve mekânsal kimlik inşa süreçlerinin yeniden şekillendiği ortaya konmuştur.

    Çalışma bulguları, dijital kültürel mirasın fiziksel mirasın alternatifi değil, onu tamamlayan bir yapı sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte dijital ortamların otantiklik, temsil, dijital uçurum ve ticarileşme gibi çeşitli sınırlılıkları da beraberinde getirdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda dijital kültürel mirasın yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil; kültürel, toplumsal ve etik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak çalışma, dijitalleşme ile mekân ve kimlik arasındaki ilişkinin çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü ortaya koymakta ve kültürel coğrafya literatürüne teorik katkı sunmaktadır.

    Anahtar Kelimeler: Dijital kültürel miras, mekânsal kimlik, kültürel coğrafya, dijital müzeler, sanal arşivler, VR/AR.

    Bölümü Görüntüle
  • B. Editör
  • Cemali SARI Prof. Dr., Akdeniz Üniversitesi / Coğrafya
  • C. Dizinleme
  • Dizinleme durumu format ve baskıya göre değişiklik gösterebilir. Bazı dizinler yalnızca dijital sürümler için geçerlidir.
Bu Kitaba Atıf Yap:
SARI, C. (Ed.). (2026). Beşeri ve İktisadi Coğrafya Çalışmaları. Vizetek Yayıncılık. https://doi.org/10.54637/vizetek.9786253825393
DOI:
ISBN (Çevrim İçi):
978-625-382-539-3
Yayınevi:
Vizetek Yayıncılık