Ekosistem Temelli Üretim: Ziraat, Ormancılık ve Su Ürünleri | Ecosystem-Based Production: Agriculture, Forestry and Fisheries
Özet
Ekosistem Temelli Üretim: Ziraat, Ormancılık ve Su Ürünleri adlı bu eser, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ile üretim süreçlerinin ekosistem bütünlüğü içinde yeniden ele alınmasını amaçlayan kapsamlı bir başvuru kitabıdır. Tarım, ormancılık ve su ürünleri sektörlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan kitap, insan faaliyetleri ile doğal sistemler arasındaki hassas dengeyi bilimsel temellerle ortaya koymaktadır.
Eserde, ekosistem temelli üretim anlayışının teorik çerçevesi sunulurken; sürdürülebilir tarım uygulamaları, orman ekosistemlerinin korunması ve yönetimi ile sucul kaynakların verimli ve çevre dostu kullanımı gibi konular detaylı biçimde incelenmektedir. Aynı zamanda, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel baskılar gibi günümüzün kritik sorunlarına karşı geliştirilebilecek çözüm yolları da disiplinler arası bir bakış açısıyla değerlendirilmektedir.
Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan bu kitap hem bilim insanları hem de uygulayıcılar için güncel, güvenilir ve yol gösterici bir kaynak niteliğindedir. Ekosistem temelli üretim anlayışını benimseyen sürdürülebilir bir gelecek için, politika yapıcılardan öğrencilere kadar geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Ecosystem-Based Production: Agriculture, Forestry and Fisheries is a comprehensive reference work that aims to reframe production systems within the integrity of natural ecosystems and the sustainable use of resources. Bringing together agriculture, forestry, and fisheries under a holistic perspective, the book highlights the delicate balance between human activities and ecological systems on a solid scientific basis.
The volume presents the theoretical framework of ecosystem-based production while examining in detail key topics such as sustainable agricultural practices, conservation and management of forest ecosystems, and the efficient, environmentally responsible use of aquatic resources. It also addresses pressing global challenges—including climate change, biodiversity loss, and increasing environmental pressures—offering interdisciplinary insights and practical solution pathways.
Prepared with contributions from experts in their respective fields, this book serves as a current, reliable, and guiding resource for both researchers and practitioners. It is designed for a broad audience, ranging from policymakers to students, who are interested in advancing sustainable production systems grounded in ecosystem-based approaches.
Anahtar Kelimeler: Ziraat, Ormancılık, Su Ürünleri
Konu Alanı
- A. İçindekiler
- ÖN BÖLÜM
-
İçindekiler PDF Görüntüle -
Bölüm 1HİDROJEL VE SULAMADA KULLANIMI (Sayfa 1-11)Caner YERLİ*, Nisa Nur ADIGÜZELOĞLU, Nurten Yıldız[Özet]
Özet
Dünya yüzeyinin üçte ikisi suyla kaplı olmasına rağmen, tatlı su kaynakları sadece %2,5'i oluşturmakta ve bunun da yalnızca %1'i canlılık için kullanılabilir durumdadır. Küresel ısınma, nüfus artışı ve su kaynaklarının dengesiz dağılımı nedeniyle su kıtlığı giderek artmakta, özellikle suyun en büyük tüketicisi olan tarım sektöründe (%80) suyun etkin yönetimi zorunlu hale gelmektedir. Bu çalışmada, yüksek su tutma kapasitesine sahip polimerik bir malzeme olan hidrojelin tarımsal sulamada kullanım potansiyeli incelenmiştir. Hidrojel, çapraz bağlı üç boyutlu ağ yapısı sayesinde suyu bünyesinde depolayarak, bitkinin ihtiyacı olduğunda kademeli olarak salmaktadır. Bu özellikleriyle hidrojel; sulama suyundan tasarruf sağlamakta, toprağın fiziksel özelliklerini iyileştirmekte, bitki gelişimini ve verimini artırmakta, ayrıca besin elementlerinin daha etkin kullanımına olanak tanımaktadır. Sonuç olarak hidrojel, özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde su krizinin yönetilmesinde umut vaat eden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir materyal olarak değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Hidrojel, sulama, su tasarrufu, su kıtlığı, tarımsal sürdürülebilirlik, polimerik malzeme, toprak nemi, kuraklık yönetimi, bitki gelişimi, su kaynakları yönetimi
Bölümü Görüntüle -
Bölüm 2İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI YEŞİL KALKAN: KÜÇÜK TANELİ TAHIL SİLAJLARI (Sayfa 11-31)Özge Doğanay Erbaş Köse*, Zeki MUT, Hanife Mut, Diyar ARİS[Özet]
Özet
Küresel iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve kaliteli kaba yem açığının giderek artması, hayvancılık işletmelerinde alternatif yem kaynaklarının kullanımını zorunlu hale getirmektedir. Bu bağlamda buğday, arpa, yulaf, çavdar ve tritikale gibi küçük taneli tahıllar, silaj üretiminde önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Bu bölümde küçük taneli tahılların silajlık kullanım potansiyeli, farklı ülkelerdeki kullanım stratejileri, hasat dönemlerinin yem kalitesi üzerine etkileri, türlerin agronomik ve besleme özellikleri ile silaj fermantasyonu açısından değerlendirilmiştir. Küçük taneli tahılların düşük su gereksinimleri, kışa dayanıklılıkları, örtü bitkisi olarak kullanılabilmeleri ve farklı iklim koşullarına uyum sağlayabilmeleri nedeniyle sürdürülebilir hayvancılık sistemlerinde önemli bir rol üstlendikleri ortaya konulmuştur. Ayrıca Zadoks büyüme skalasına göre farklı fenolojik dönemlerde gerçekleştirilen hasatların ham protein, lif fraksiyonları, sindirilebilirlik, nişasta içeriği ve kuru madde verimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, silajlık kullanım açısından en uygun hasat döneminin geç süt olum ile yumuşak hamur olum evrelerini kapsayan GS 73–85 aralığı olduğu vurgulanmıştır. Bunun yanında silaj fermantasyonunun başarısında kuru madde düzeyi, sıkıştırma kalitesi, anaerobik ortamın sağlanması ve mikrobiyal inokulant kullanımının kritik öneme sahip olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak küçük taneli tahıl silajlarının, iklim değişikliğine uyum sağlayan, ekonomik ve sürdürülebilir kaba yem üretim sistemlerinin geliştirilmesinde stratejik bir araç olduğu değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Serin iklim tahılları, silaj, iklim değişikliği, biçim zamanları, kalite
Bölümü Görüntüle -
Bölüm 3HAYVANSAL ÜRETİM VE HAYVANSAL GIDA SANAYİNDE YAPAY ZEKÂ: UYGULAMALAR, SINIRLILIKLAR VE GELECEK PERSPEKTİFİ (Sayfa 31-62)OKAN ATAY*, Ali Kemali Özuğur, Özdal Gökdal, Ayla Sarı, Vadullah Eren[Özet]
Özet
Dünya nüfusundaki hızlı artış, iklim değişikliği, doğal kaynakların giderek azalması ve tüketici beklentilerindeki değişim, küresel gıda üretim sistemleri üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Bu durum, özellikle hayvansal üretim sistemlerinde verimlilik, sürdürülebilirlik, hayvan refahı ve gıda güvenliğinin eş zamanlı olarak sağlanmasını zorunlu hâle getirmektedir. Bu bağlamda hayvansal üretim ve hayvansal üretime dayalı gıda sanayi, dijitalleşme ve veri temelli üretim modellerine yönelen önemli bir dönüşüm süreci içerisine girmiştir. Bu dönüşümün merkezinde yer alan yapay zekâ (YZ) teknolojileri; hayvan davranışlarının gerçek zamanlı olarak izlenmesi ve analiz edilmesi, hastalıkların erken teşhisi, yem tüketimi ve besleme stratejilerinin yönetilmesi, üreme süreçlerinin takip edilmesi, süt ve et verimi gibi üretim parametrelerinin tahmin edilmesi, çevresel stres faktörlerinin değerlendirilmesi, hayvan refahının izlenmesi, üretim süreçlerinin dijital olarak takip edilmesi, hayvansal gıda üretim süreçlerinin yönetimi ve hayvansal ürünlerin kalite kontrolü gibi birçok alanda önemli uygulama olanakları sunmaktadır. Bu özellikleri sayesinde YZ, günümüzde hassas hayvancılık sistemlerinin (Precision Livestock Farming) en önemli ve stratejik bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Makine öğrenmesi, derin öğrenme, yapay sinir ağları ve sensör tabanlı veri analizine dayanan YZ uygulamaları; hayvansal üretimde verimliliğin artırılması, hayvan sağlığı ve refahının izlenmesi, rasyon yönetimi, üretim planlaması ve öngörüsel karar destek mekanizmalarının geliştirilmesi gibi alanlarda önemli olanaklar sunmaktadır. Ayrıca bireysel hayvan davranışlarının sürekli izlenmesi sayesinde sağlık, beslenme ve üreme ile ilişkili problemlerin erken dönemde tespit ve performans parametrelerinin eş zamanlı olarak takip edilmesi mümkün hale gelmiştir. Hayvansal gıda üretiminde ise YZ tabanlı sistemler; kalite sınıflandırması, ürün özelliklerinin hızlı değerlendirilmesi, raf ömrünün tahmin edilmesi, kontaminasyon risklerinin belirlenmesi ve tedarik zinciri boyunca izlenebilirliğin artırılması gibi uygulamalar aracılığıyla gıda güvenliği ve kalite güvencesinin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Literatür bulguları; makine öğrenmesi, derin öğrenme, sensör teknolojileri ve büyük veri analitiğine dayanan uygulamaların birim hayvan başına elde edilen verimi artırdığını, işletme ekonomisini güçlendirdiğini, hayvan refahını iyileştirdiğini ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine önemli katkılar sağladığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte mevcut çalışmaların önemli bir bölümü kontrollü koşullarda yürütülmüş olup; model genellenebilirliği, veri standardizasyonu, sensör güvenilirliği, ekonomik uygulanabilirlik ve etik boyutlar önemli sınırlılıklar arasında yer almaktadır. Gelecekte multimodal veri entegrasyonu, açıklanabilir yapay zekâ, dijital ikiz teknolojileri ve blok zincir tabanlı izlenebilirlik sistemlerinin daha yaygın hale gelmesi beklenmektedir. Ancak YZ’nin hayvansal üretim ve gıda sistemlerinde sürdürülebilir şekilde kullanılabilmesi; düşük maliyetli, ölçeklenebilir ve farklı üretim koşullarına uyum sağlayabilen sistemlerin geliştirilmesine bağlıdır.
Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, hayvansal üretim, süt teknolojisi, et endüstrisi, gıda güvenliği, makine öğrenmesi
Bölümü Görüntüle -
Bölüm 4TÜRKİYE TATLISULARINDA YAŞAYAN PONTASTACUS LEPTODACTYLUS ESCHSCHOLTZ, 1823 TATLISU KEREVİTLERİ ÇALIŞMALARI (Sayfa 62-96)Gülşen Uzun Gören*[Özet]
Özet
Türkiye’de 1980’li yıllardan sonra görülen kerevit vebası (Aphanomyces astaci) hemen hemen bütün ülke çapında bulunan kerevit popülasyonlarını olumsuz etkilemiş olup ayrıca stokların avcılık baskısı ve suların kirlenmesi ile ciddi bir şekilde stok yoğunluğunun azaldığı yapılan bilimsel araştırmalar ile belirlenmiştir. Stokların güçlendirilmesi için öncelikle gölleri besleyen suların kirlenmesinin önüne geçilmesi gibi önlemler alınmalıdır.
Yüksek ekonomik değere sahip su ürünleri arasında yer alan kerevit stoklarının ve buna bağlı olarak toplam avcılık miktarının arzulanan seviyede olmayışının yanında av miktarlarındaki azalma beraberinde ekonomik kayba sebep olmaktadır. Bu durumun önüne geçilmesi için destekleme tedbirlerinin yeniden gözden geçirilerek yetiştiriciliğin teşvik edilmesi ile Türk ekonomisine katma değer sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca kerevit beslenme ekolojilerinin belirlenmesiyle günümüzde halihazırda beslenme rejiminin ve beslenmede kullanılacak rasyon tam olarak belirlenemediği için kerevitin, yetiştiricilikte kullanılacak yem çeşitlerine bağlı olarak büyüme performanslarının belirlenmesine yardımcı olacak araştırmalar teşvik edilmelidir.
Anahtar Kelimeler: Tatlısu kereviti, Pontastacus leptodactylus
Bölümü Görüntüle
- B. Editörler
-
Kenan KÖPRÜCÜ Prof. Dr., FIRAT ÜNİVERSİTESİ/SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ / SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÖLÜMÜ
-
Sibel KÖPRÜCÜ Prof. Dr., FIRAT ÜNİVERSİTESİ/SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ / SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÖLÜMÜ
- C. Dizinleme
-
Dizinleme durumu format ve baskıya göre değişiklik gösterebilir. Bazı dizinler yalnızca dijital sürümler için geçerlidir.